Bir önceki yazıda, çeyrek asırlık bir hikayenin ana aktörü olan AK Parti’nin nasıl kesintisiz iktidar olduğu üzerine bir değerlendirme yapmış ve AK Parti’nin hakim parti geleneğindeki yerine dair bir çerçeve çizmiştim. Erdoğan ve AK Parti’yi Türk demokrasi tarihi açısından mümtaz kılan hususlar üzerinde durmuş hem iç hem de dış politikadaki bazı kırılmalar dışarıda tutulduğunda, nasıl bir denklem üzerine siyaset yapıldığı ve bu siyaset tarzının iktidarın pekiştirilmesindeki önemine değinmiştim.