- 26 Nisan 2024
- 8,222
“Bağışlamak, gönüllü olmak” anlamındaki “teberr’” (تبرّع) kökünden türemiştir.
Kişinin yükümlü olmadığı halde, bir şeyi içinden gelerek (iyilik, ibadet maksadıyla) ve karşılık beklemeden vermesini ifade eder. Teberru edene “müteberri‘” denir.
Aynı eylemi belirtmek üzere kullanılan “tatavvu‘” (gönüllü olarak yapma) daha çok ibadette, “teberru” ise muâmelât (işlem) konularında yaygın olarak kullanılır.
Teberruât bağışlama kastıyla yapılan vasiyet, hibe, vakıf, âriyet gibi bütün kazandırma işlemlerinin ortak adıdır.
Teberru işlemini ancak tam edâ ehliyetine (hukuken meşru fiil yapabilme yeteneği) sahip kişiler yapabilir.
Teberru yapacak kimsenin bu hakka sahip olması ve teberru konusu olan şeyin gerçekte mevcut olması gerekir.
Yetki açısından ise müflis ve ölümcül hastalığa (maraz-ı mevt) yakalanmış kişinin durumu özellik arzeder.
Tam edâ ehliyetine sahip olsa bile alacaklıdan mal kaçırma, varis ve alacaklıları zarara sokma ihtimalinden bazı kısıtlamalar getirilmiştir.
Kişinin yükümlü olmadığı halde, bir şeyi içinden gelerek (iyilik, ibadet maksadıyla) ve karşılık beklemeden vermesini ifade eder. Teberru edene “müteberri‘” denir.
Aynı eylemi belirtmek üzere kullanılan “tatavvu‘” (gönüllü olarak yapma) daha çok ibadette, “teberru” ise muâmelât (işlem) konularında yaygın olarak kullanılır.
Teberruât bağışlama kastıyla yapılan vasiyet, hibe, vakıf, âriyet gibi bütün kazandırma işlemlerinin ortak adıdır.
Teberru işlemini ancak tam edâ ehliyetine (hukuken meşru fiil yapabilme yeteneği) sahip kişiler yapabilir.
Teberru yapacak kimsenin bu hakka sahip olması ve teberru konusu olan şeyin gerçekte mevcut olması gerekir.
Yetki açısından ise müflis ve ölümcül hastalığa (maraz-ı mevt) yakalanmış kişinin durumu özellik arzeder.
Tam edâ ehliyetine sahip olsa bile alacaklıdan mal kaçırma, varis ve alacaklıları zarara sokma ihtimalinden bazı kısıtlamalar getirilmiştir.