- 26 Nisan 2024
- 16,664
Geçmişten günümüze birçok edebiyatçı ve tarihçinin de bu benzetme üzerine derinlemesine analiz yaptıkları bilinmektedir.
Akif’in “Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi” dizelerindeki bu metafor; “Nasıl ki Bedir, İslam’ın ve Müslümanların bekası için dönüm noktası ise; Çanakkale de hem İslam’ın hem de devletin ve milletin bekası için dönüm noktasıdır” şeklinde bir değerlendirmeye konu olmuştur. Dolayısıyla İslam’ın ve Müslümanların varlığının, hem Çanakkale’de hem de Bedir’de ortaya koyulan mücadeleyle ve elde edilen zafer neticesinde devam ettiğine vurgu yapılmıştır, bu dizelerde.
Şüphesiz Anadolu evlatları, “Din-ü Devlet Mülk-ü Millet” uğruna, tarihe altın harflerle kazınmış büyük mücadeleler vermişler, her biri birbirinden kıymetli birçok destan yazmışlardır.
Çanakkale’yi Bedir’e benzer kılan hususi nokta ise; hem düşmanın niyet ve amacı hem de Müslümanlarınyüksek ruhlu direncidir.
Bu iki savaşta da düşmanın niyet ve amacı, kökten imha ve bir daha geri dönülemez şekilde yok etmek; buna mukabil Müslümanların tutumu ise tarihte az rastlanır yiğitlikle ve kısıtlı imkânlarla yürüttükleri iman dolu mücadeledir. Bu nedenle, Çanakkale şehitlerinin şanı, Bedir’in aslanlarının şanıyla yarışır niteliktedir.
Bu düşünceden hareketle Akif, Çanakkale’yi Bedir’e benzetmiştir.
İşte böylesi kıymetli bir mücadele de; Çanakkale’den bir asır sonra 15 Temmuz 2016’da, bu devlet ve topraklar üzerinde hâkimiyet kurmak isteyen kirli ve şer odaklar adına, müstemleke ruhlu, tetikçi bir yapının vekâleten yürüttüğü organizasyona karşı milletimizin verdiği kutlu mücadeledir.
Zeynep AKYOL’un “Bedir’den Çanakkale’ye 15 Temmuz Şehitleri” isimli eseri, bu bağlamda çok kıymetli bir içeriğe sahiptir.
15 Temmuz 2016 gününün son saatlerinden itibaren devletçe ve milletçe yürütülen mücadele, bekanın kilometre taşlarındandır.
Bir daha geri dönülmesi oldukça zor bir girdaptan devlet ve millet işbirliğiyle kurtuluştur, 15 Temmuz.
Bu toprakların ruhunun kökten imhasına karşı duruştur, 15 Temmuz.
Bir asır önce Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Boğaz’ındaki şanlı mücadelenin, bir asır sonra neredeyse tüm yurtta icra edilen farklı bir versiyonudur, 15 Temmuz.
Gecenin karanlığını delen ve müstemleke ruhlu darbecilerin umudunu bitiren salaların, Seyit Onbaşı’nın 215 kg. ağırlığındaki mermiyi hazneye sürerken “Ya Allah!” diye haykırışına, arşta kavuştuğu tarihtir, 15 Temmuz.
Salalar eşliğinde icra edilen beka mücadelesidir, 15 Temmuz.
Yine Merhum Akif’in duasından hareketle, niyazımızı Yaratanın makamına arz ediyoruz:
Rabbim bu millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın!
Amin!
Akif’in “Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi” dizelerindeki bu metafor; “Nasıl ki Bedir, İslam’ın ve Müslümanların bekası için dönüm noktası ise; Çanakkale de hem İslam’ın hem de devletin ve milletin bekası için dönüm noktasıdır” şeklinde bir değerlendirmeye konu olmuştur. Dolayısıyla İslam’ın ve Müslümanların varlığının, hem Çanakkale’de hem de Bedir’de ortaya koyulan mücadeleyle ve elde edilen zafer neticesinde devam ettiğine vurgu yapılmıştır, bu dizelerde.
Şüphesiz Anadolu evlatları, “Din-ü Devlet Mülk-ü Millet” uğruna, tarihe altın harflerle kazınmış büyük mücadeleler vermişler, her biri birbirinden kıymetli birçok destan yazmışlardır.
Çanakkale’yi Bedir’e benzer kılan hususi nokta ise; hem düşmanın niyet ve amacı hem de Müslümanlarınyüksek ruhlu direncidir.
Bu iki savaşta da düşmanın niyet ve amacı, kökten imha ve bir daha geri dönülemez şekilde yok etmek; buna mukabil Müslümanların tutumu ise tarihte az rastlanır yiğitlikle ve kısıtlı imkânlarla yürüttükleri iman dolu mücadeledir. Bu nedenle, Çanakkale şehitlerinin şanı, Bedir’in aslanlarının şanıyla yarışır niteliktedir.
Bu düşünceden hareketle Akif, Çanakkale’yi Bedir’e benzetmiştir.
İşte böylesi kıymetli bir mücadele de; Çanakkale’den bir asır sonra 15 Temmuz 2016’da, bu devlet ve topraklar üzerinde hâkimiyet kurmak isteyen kirli ve şer odaklar adına, müstemleke ruhlu, tetikçi bir yapının vekâleten yürüttüğü organizasyona karşı milletimizin verdiği kutlu mücadeledir.
Zeynep AKYOL’un “Bedir’den Çanakkale’ye 15 Temmuz Şehitleri” isimli eseri, bu bağlamda çok kıymetli bir içeriğe sahiptir.
15 Temmuz 2016 gününün son saatlerinden itibaren devletçe ve milletçe yürütülen mücadele, bekanın kilometre taşlarındandır.
Bir daha geri dönülmesi oldukça zor bir girdaptan devlet ve millet işbirliğiyle kurtuluştur, 15 Temmuz.
Bu toprakların ruhunun kökten imhasına karşı duruştur, 15 Temmuz.
Bir asır önce Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale Boğaz’ındaki şanlı mücadelenin, bir asır sonra neredeyse tüm yurtta icra edilen farklı bir versiyonudur, 15 Temmuz.
Gecenin karanlığını delen ve müstemleke ruhlu darbecilerin umudunu bitiren salaların, Seyit Onbaşı’nın 215 kg. ağırlığındaki mermiyi hazneye sürerken “Ya Allah!” diye haykırışına, arşta kavuştuğu tarihtir, 15 Temmuz.
Salalar eşliğinde icra edilen beka mücadelesidir, 15 Temmuz.
Yine Merhum Akif’in duasından hareketle, niyazımızı Yaratanın makamına arz ediyoruz:
Rabbim bu millete bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın!
Amin!