AKY
MirayWeb Coder's
Akıllı saatler, yüzükler, bileklikler… Bir zamanlar yalnızca adım sayan bu cihazlar artık kalp atış hızını ölçüyor, ritim düzensizliği uyarısı veriyor, uyku kalitesini analiz ediyor, hatta bazı durumlarda düşmeyi algılayıp acil yardım çağrısı bile yapabiliyor. Sağlığımızın takibi sessizce cebimize ve bileğimize taşındı.
Giyilebilir teknolojiler artık yalnızca birer elektronik aksesuar değil; gerçekten önemli verileri takip edebilen günlük sağlık izlem araçları haline geliyor. Peki bu cihazların kullanım şuan ne kadar faydalı?
KALP SAĞLIĞINDA ERKEN UYARI DÖNEMİ
Bu cihazların en görünür etkisi aslında kalp hastalarında oldu. Bu teknoloji şuan nabız takibi, düzensiz ritim algılama ve bazı modellerde EKG kaydı sayesinde özellikle atriyal fibrilasyon dediğimiz tehlikeli olabilecek bazı ritim bozuklukları erken dönemde fark edilebiliyor. Peki bu neden önemli, örneğin atriyal fibrilasyon dediğimiz nabız düzensizliği 65 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık yüzde 5-10’unda görülebilmekte ve uygun tedavi edilmediğinde felç, kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olabilmekte, bu nedenle bu durumun erken tanısı çok önemli.
Bazı akıllı saatlerin EKG özellikleri ve atriyal fibrilasyon bildirim sistemlerinin tıpta kullanımı, ABD’de sağlık politikalarına yön veren FDA kurumu tarafından onaylanmış durumda, yani bu durum cihazın belirli bir klinik doğruluk standardını sağladığını gösteriyor, yani güvenle kullanabiliriz. Avrupa’da da benzer şekilde CE sertifikasyonu olan modeller bulunuyor.
Ayrıca şuan kullanmış olduğumuz güncel bilimsel önerilerde de, uygun hasta gruplarında tarama amaçlı dijital cihazların kullanılabileceği belirtiliyor. Özellikle felç riski taşıyan bireylerde, düzensiz ritmin erken saptanması klinik açıdan çok çok değerli.
HASTANEDEN EVE TAŞINAN SAĞLIK TAKİBİ
Giyilebilir teknolojilerin asıl dönüşümü, sağlık hizmetini hastane dışına taşımalarıdır. Artık veriler yalnızca kontrol günlerinde değil, günün her anında toplanabiliyor. Bu sürekli veri akışı, kronik hastalıkların yönetiminde aslında çok değerli ve tıbbi karar vermeyi kolaylaştırmakta. Bazen bypass operasyonu sonrasında hastalarımızın evdeki nabız takiplerini bu yöntemlerle uzaktan da yapabiliyoruz şuan, bu takiplere göre de hastamızın tedavisini düzenlemek mümkün.
Kalp yetersizliği hastalarında uzaktan izlem sistemleri bazı ülkelerde standart bakımın parçası haline gelmeye başladı. FDA onaylı bazı implant edilebilir sensörler ve uzaktan izlem sistemleri, hastaneye yatışı azaltmaya yönelik klinik çalışmalarda kullanılıyor. Giyilebilir cihazlar da bu ekosistemin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Aslında bu durum hastanelerin sağlık sistemleri yükünü hafifletebilecek bir araç olarak görülmeye başlandı. Örneğin İngiltere’de önümüzdeki 10 yıllık sağlık politikalarının belirlendiği benim de davetli olarak katkıda bulunduğum strateji toplantısında giyilebilir cihazlar ve uzaktan takip yöntemlerinin, hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak adına kullanılması yönünde kararlar alındı. Bu adımlar sağlıkta sürdürülebilirlik adına çok değerli.
KALP DIŞINDA NERELERDE KULLANILIYOR?
Giyilebilir teknolojiler yalnızca kalp için değil, genel sağlık için de önemli bir alan açtı. Diyabet hastalarında kullanılan sürekli glukoz ölçüm sistemleri, FDA onaylı ve uluslararası diyabet kılavuzlarında yer alan bir uygulama haline geldi. Bu sensörler, kan şekeri dalgalanmalarını gerçek zamanlı izleyerek tedavi kararlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Uyku takibi alanında da gelişmeler var. Bazı giyilebilir cihazlar ve ev tipi sensör sistemleri, uyku apnesi açısından tarama aracı olarak kullanılabiliyor. Her ne kadar tanı koymak için halen uyku laboratuvarı gerekse de, ön değerlendirme açısından dijital izlem önemli bir kolaylık sağlayabilmekte.
Rehabilitasyon alanında da fiziksel aktivite ölçümleri artık klinik araştırmalarda bir kriteri olarak kullanılmaya başlandı. Ameliyat sonrası hareket düzeyi veya kronik hastalıklarda günlük adım sayısı, tedavi etkinliğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebiliyor.
AKILLI CİHAZLAR ÇOK KULLANIŞLI AMA SAĞLIKTA MAHREMİYET DE ÖNEMLİ
Bu kadar veri üretildiğinde, en önemli sorulardan biri veri güvenliğidir. Kalp ritmimiz, kan şekeri değerimiz, uyku düzenimiz son derece kişisel bilgiler içerir. FDA onaylı olan ya da bilimsel olarak önerilen sistemler belirli güvenlik ve kalite standartlarını sağlamak zorundadır. Ancak tüketici odaklı birçok firma veya cihaz şuan için aynı standartta maalesef değildir. Bu nedenle kullanıcıların cihazın hangi kategoriye girdiğini, medikal onayının olup olmadığını ve verilerin nasıl saklandığını bilmesi önemlidir. Sağlıkta dijitalleşme ilerlerken, veri güvenliği ve etik kurallar ve bu konudaki farkındalığımız da aynı hızla güçlenmelidir.
GELECEK NEREYE GİDİYOR?
Yapay zekâ destekli analizlerle birlikte giyilebilir cihazların kapasitesi hızla artıyor. Konu şuan sadece mevcut durumu ölçmek değil, gelecekteki riskleri tahmin etme yönünde ilerlemekte. Ritim bozukluklarının daha hassas saptanması, kronik hastalıkların uzaktan yönetilmesi ve kişiselleştirilmiş sağlık takibi üzerine çalışmalar devam ediyor.
Ancak bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için teknoloji ile tıp arasında dengeli bir iş birliği gerekiyor. Her şeyden önemlisi de insan ve toplum sağlığı odaklı bir teknoloji geliştirmek ancak onu gerçekten değerli kılan şey akıllı sensörler değil, sürdürülebilir sağlık sistemleri oluşturmak için akıllı kullanım.
Giyilebilir teknolojiler artık yalnızca birer elektronik aksesuar değil; gerçekten önemli verileri takip edebilen günlük sağlık izlem araçları haline geliyor. Peki bu cihazların kullanım şuan ne kadar faydalı?
KALP SAĞLIĞINDA ERKEN UYARI DÖNEMİ
Bu cihazların en görünür etkisi aslında kalp hastalarında oldu. Bu teknoloji şuan nabız takibi, düzensiz ritim algılama ve bazı modellerde EKG kaydı sayesinde özellikle atriyal fibrilasyon dediğimiz tehlikeli olabilecek bazı ritim bozuklukları erken dönemde fark edilebiliyor. Peki bu neden önemli, örneğin atriyal fibrilasyon dediğimiz nabız düzensizliği 65 yaşın üzerindeki kişilerin yaklaşık yüzde 5-10’unda görülebilmekte ve uygun tedavi edilmediğinde felç, kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olabilmekte, bu nedenle bu durumun erken tanısı çok önemli.
Bazı akıllı saatlerin EKG özellikleri ve atriyal fibrilasyon bildirim sistemlerinin tıpta kullanımı, ABD’de sağlık politikalarına yön veren FDA kurumu tarafından onaylanmış durumda, yani bu durum cihazın belirli bir klinik doğruluk standardını sağladığını gösteriyor, yani güvenle kullanabiliriz. Avrupa’da da benzer şekilde CE sertifikasyonu olan modeller bulunuyor.
Ayrıca şuan kullanmış olduğumuz güncel bilimsel önerilerde de, uygun hasta gruplarında tarama amaçlı dijital cihazların kullanılabileceği belirtiliyor. Özellikle felç riski taşıyan bireylerde, düzensiz ritmin erken saptanması klinik açıdan çok çok değerli.
HASTANEDEN EVE TAŞINAN SAĞLIK TAKİBİ
Giyilebilir teknolojilerin asıl dönüşümü, sağlık hizmetini hastane dışına taşımalarıdır. Artık veriler yalnızca kontrol günlerinde değil, günün her anında toplanabiliyor. Bu sürekli veri akışı, kronik hastalıkların yönetiminde aslında çok değerli ve tıbbi karar vermeyi kolaylaştırmakta. Bazen bypass operasyonu sonrasında hastalarımızın evdeki nabız takiplerini bu yöntemlerle uzaktan da yapabiliyoruz şuan, bu takiplere göre de hastamızın tedavisini düzenlemek mümkün.
Kalp yetersizliği hastalarında uzaktan izlem sistemleri bazı ülkelerde standart bakımın parçası haline gelmeye başladı. FDA onaylı bazı implant edilebilir sensörler ve uzaktan izlem sistemleri, hastaneye yatışı azaltmaya yönelik klinik çalışmalarda kullanılıyor. Giyilebilir cihazlar da bu ekosistemin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Aslında bu durum hastanelerin sağlık sistemleri yükünü hafifletebilecek bir araç olarak görülmeye başlandı. Örneğin İngiltere’de önümüzdeki 10 yıllık sağlık politikalarının belirlendiği benim de davetli olarak katkıda bulunduğum strateji toplantısında giyilebilir cihazlar ve uzaktan takip yöntemlerinin, hastanelerdeki yoğunluğu azaltmak adına kullanılması yönünde kararlar alındı. Bu adımlar sağlıkta sürdürülebilirlik adına çok değerli.
KALP DIŞINDA NERELERDE KULLANILIYOR?
Giyilebilir teknolojiler yalnızca kalp için değil, genel sağlık için de önemli bir alan açtı. Diyabet hastalarında kullanılan sürekli glukoz ölçüm sistemleri, FDA onaylı ve uluslararası diyabet kılavuzlarında yer alan bir uygulama haline geldi. Bu sensörler, kan şekeri dalgalanmalarını gerçek zamanlı izleyerek tedavi kararlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Uyku takibi alanında da gelişmeler var. Bazı giyilebilir cihazlar ve ev tipi sensör sistemleri, uyku apnesi açısından tarama aracı olarak kullanılabiliyor. Her ne kadar tanı koymak için halen uyku laboratuvarı gerekse de, ön değerlendirme açısından dijital izlem önemli bir kolaylık sağlayabilmekte.
Rehabilitasyon alanında da fiziksel aktivite ölçümleri artık klinik araştırmalarda bir kriteri olarak kullanılmaya başlandı. Ameliyat sonrası hareket düzeyi veya kronik hastalıklarda günlük adım sayısı, tedavi etkinliğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebiliyor.
AKILLI CİHAZLAR ÇOK KULLANIŞLI AMA SAĞLIKTA MAHREMİYET DE ÖNEMLİ
Bu kadar veri üretildiğinde, en önemli sorulardan biri veri güvenliğidir. Kalp ritmimiz, kan şekeri değerimiz, uyku düzenimiz son derece kişisel bilgiler içerir. FDA onaylı olan ya da bilimsel olarak önerilen sistemler belirli güvenlik ve kalite standartlarını sağlamak zorundadır. Ancak tüketici odaklı birçok firma veya cihaz şuan için aynı standartta maalesef değildir. Bu nedenle kullanıcıların cihazın hangi kategoriye girdiğini, medikal onayının olup olmadığını ve verilerin nasıl saklandığını bilmesi önemlidir. Sağlıkta dijitalleşme ilerlerken, veri güvenliği ve etik kurallar ve bu konudaki farkındalığımız da aynı hızla güçlenmelidir.
GELECEK NEREYE GİDİYOR?
Yapay zekâ destekli analizlerle birlikte giyilebilir cihazların kapasitesi hızla artıyor. Konu şuan sadece mevcut durumu ölçmek değil, gelecekteki riskleri tahmin etme yönünde ilerlemekte. Ritim bozukluklarının daha hassas saptanması, kronik hastalıkların uzaktan yönetilmesi ve kişiselleştirilmiş sağlık takibi üzerine çalışmalar devam ediyor.
Ancak bu dönüşümün sağlıklı ilerleyebilmesi için teknoloji ile tıp arasında dengeli bir iş birliği gerekiyor. Her şeyden önemlisi de insan ve toplum sağlığı odaklı bir teknoloji geliştirmek ancak onu gerçekten değerli kılan şey akıllı sensörler değil, sürdürülebilir sağlık sistemleri oluşturmak için akıllı kullanım.