Dünyaya dair heveslerimiz bizi öyle meşgul ediyor ki, içimizi dinlemeyi, özümüzün ne söylediğine kulak vermeyi, fıtratımızın bizi nereye götürmeye çalıştığına dikkat kesilmeyi ihmal ediyoruz. Dünyaya dönük heveslerimiz, arzularımız ve ihtiraslarımız, tıpkı dünyanın kendisi gibi geçici oysa. Bir tatmin noktaları da yok ki erişince artık duralım. Boşa yorup duruyoruz kendimizi. Şunu bilmeliyiz ki, içten içe sonsuza aç olan ‘insan’a dünya da içindekiler de asla yetmez. Onu asla doyurmaz. Çünkü içimiz