“İlâhî ilim varlığın; varlık ise insan bilgisinin kaynağıdır.” demiştik. İnsan, kendi kalbinde meydana gelen bu ilmî sûret sayesinde mecazen “musavvir” diye nitelenebilir. Ne var ki onun yaptığı tasvir hiçbir zaman ilâhî yaratmaya denk değildir. Çünkü kul yalnızca kendisine açılan rahmetten / nasipten istifade eder; sûreti hakikatte var eden ve ona vücut kazandıran ise daima Allah Teâlâ’dır. Bu bakımdan Gazzâlî’nin “musavvir anlayışı”, tasviri resim sanatına indirgemez. Zira tasvir, varlığın hikmet