İslamî olan ya da İslam’ı bir şekilde ilgilendiren meselelerin İslam’a mahsus kavramlarla konuşulması eşyanın tabiatındandır. Bilhassa Usul-i Din ve Usul-i Fıkıh disiplinleri bu noktada bize alabildiğine geniş bir hareket alanı sunmaktadır. İslamî “meseleler”i bu iki alanın kavramlarıyla konuşmak yerine farklı zeminleri tercih ettiğimizde anakronizme düşmek ya da “zihin savrulması” yaşamak kaçınılmaz olur. Bunu bilinçsiz yapanlar mazur görülebilir belki; ama bilinçli yapıldığında ortaya çıkacak