İyilik ve kötülük, insanın hayatla bağına mahsus en eski iki kelimesidir. Felsefeden önce vardırlar; çünkü insan iyiliğin ve kötülüğün tarifini öğrenmeden önce onların fiilleriyle karşılaşır. Bu nedenle iyilik meselesini sadece ahlâkî bir kavram olarak değil, insanın varlıkla ilişkisinin bir tarzı olarak düşünmek gerekir. Sâdî-i Şîrâzî, Bostan’ında sözü tam da buradan açar: “Akıllı isen her şeyin mânasına meylet. Çünkü sûret kalmaz, lakin mâna kalır.” Ardından bu manayı hayatın içine indirir Sâdî.