Neler yeni

Foruma hoş geldin, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Web Arşivi

Sizleri Aramızda Görmekten Mutluluk Duyuyoruz :) ~ Tıklayın ~

Kakistokrasi: En Kötülerin Yönetimi

AKY Çevrimdışı

AKY

MirayWeb Coder's
1 Ekim 2022
82,706
İnsanlık tarihi, bir bakıma iyi yönetimin arayışının da tarihidir. Platon'un filozof krallarından Konfüçyüs'ün erdemli yöneticilerine, Farabi'nin Erdemli Şehir idealinden modern demokrasilere kadar farklı düşünce gelenekleri, aynı gerçeğin altını çizmiştir: Bir toplumu ayakta tutan yalnızca yasalar ya da ekonomik kaynaklar değildir; onu yöneten insanların bilgi, ahlâk ve liyakatidir.
Ne var ki tarih, bu idealin her zaman gerçekleşmediğini de gösterir. Kimi dönemlerde en yetkin, en dürüst ve en yetkin insanlar geri plana itilirken; en yetersiz, en çıkarcı ve en yeteneksiz kişiler yönetimi ele geçirebilmiştir. Siyaset bilimi bu olguyu tek bir kavramla ifade eder: KAKİSTOKRASİ.
*
Kakistokrasi, yalnızca kötü yöneticilerin iktidarda olması demek değildir. Asıl sorun, yönetim anlayışının bütünüyle bozulmasıdır. Böyle bir düzende bilgi, dürüstlük ve uzmanlık değerini yitirirken; sadakat, kişisel bağlılık ve çıkar ilişkileri yükselmenin temel ölçütü hâline gelir. İnsanlar ne bildikleriyle değil, kime yakın olduklarıyla değerlendirilir. Kurumlar güç yitirirken kişiler güç kazanır; kuralların yerini ilişkiler alır.
Liyakatin yerini sadakatin aldığı hiçbir sistem uzun ömürlü olamaz. Çünkü nitelikli insanlar zamanla dışlanır, eleştirel düşünce tehdit olarak görülür ve farklı sesler susturulur. Sonunda yönetici kadrolar, birbirini onaylayan, aynı yanlışları tekrarlayan ve başarısızlıklarını sürekli yeni gerekçelerle açıklamaya çalışan kişilerden oluşur. Böylece sistem, kendi kendini besleyen bir kısır döngünün içine hapsolur.
*
Kakistokrasinin en ağır faturası ise ekonomik kayıplardan çok daha derindir. Asıl yıkım, toplumun değer dünyasında yaşanır. İnsanlar çalışmanın ve üretmenin değil, güçlü bağlantılar kurmanın daha kazançlı olduğuna inanmaya başlar. Gençler bilgi ve becerilerini geliştirmek yerine doğru çevrelerin parçası olmayı kariyer stratejisi olarak görür. Dürüst insanlar kendilerini saf, ilkeli davrananlar ise cezalandırılmış hisseder.
İşte güven tam da böyle zamanlarda sessizce çöker.
Oysa GÜVEN, hiçbir bütçeyle satın alınamayacak kadar değerli bir toplumsal sermayedir. İnsanlar birbirlerine, kurumlara ve yöneticilere güven duymadığında yatırımlar azalır, iş birlikleri zayıflar ve gelecek umudu giderek silikleşir. Özellikle iyi eğitimli gençler, emeklerinin karşılığını kendi ülkelerinde bulamayacaklarına inandıklarında başka ülkelere yönelmeyi düşünür. Bu nedenle beyin göçü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kötü yönetimin en görünür toplumsal sonuçlarından biridir.
*
Üstelik kakistokrasi yalnızca devlet yönetimlerinde görülmez. Aynı anlayış şirketlerde, üniversitelerde, belediyelerde, sivil toplum kuruluşlarında ve hatta aile işletmelerinde bile ortaya çıkabilir. Eğer bir kurumda terfiler başarıya değil akrabalığa, siyasi yakınlığa ya da kişisel ilişkilere göre belirleniyorsa; eleştiri cezalandırılıyor, başarısızlık ise görmezden geliniyorsa, orada kakistokratik bir kültür filizlenmeye başlamıştır.
Bu tür yönetimler ilk bakışta güçlü görünür. Çünkü itiraz edenler susturulmuş, farklı düşünenler sistemin dışına itilmiştir. Oysa bu sessizlik gerçek bir güç değil, yaklaşan çöküşün habercisidir. Hiçbir yönetim yalnızca alkışlarla doğru kararlar veremez. Yanlışları dile getirecek cesur insanlar kalmadığında hatalar büyür, sorunlar derinleşir ve krizler kaçınılmaz hâle gelir.
*
Tarih bunun sayısız örneğini sunar. Nice büyük imparatorluk, dış düşmanların saldırısından önce içerideki çürüme nedeniyle zayıflamıştır. Devletleri yıkan çoğu zaman karşı ordular değil; liyakatsizlik, yolsuzluk ve kurumsal çöküştür.
Bu hastalığın panzehiri ise bellidir:
“Güçlü kurumlar, saydamlık, hesap verebilirlik ve liyakat.”
*
İnsanların kim olduklarından çok neyi başarabileceklerine değer veren bir düzen yalnızca daha adil değildir; aynı zamanda daha ÜRETKEN, daha DİRENÇLİ ve krizlere karşı daha DAYANIKLIDIR. Bilgiyi ödüllendiren toplumlar yaşadıkları sorunlardan güçlenerek çıkar. Sadakati liyakatin önüne koyan toplumlar ise aynı hataları tekrar etmekten kurtulamaz.
*
Sonuç olarak kakistokrasi, yalnızca kötü yöneticilerin varlığıyla açıklanabilecek bir durum değildir. Asıl sorun, iyi insanların sistemin dışına itilmesi ve doğru değerlerin ödüllendirilmemesidir. Bir toplumun geleceğini belirleyen yalnızca seçimler ya da yasalar değildir. Belirleyici olan, YÜKSELMENİN HANGİ İLKELERE DAYANDIĞIDIR. Dürüstlük, bilgi ve liyakat başarıya giden yol olmaktan çıktığında kaybedilen yalnızca bugün değildir; gelecek kuşakların umutları ve fırsatları da sessizce tüketilir.
Çünkü devletleri ayakta tutan saraylar, bütçeler ya da ordular değildir. Devletleri ayakta tutan, doğru insanları doğru görevlere getirebilecek adalet ve liyakat anlayışıdır.​

Arif Yedek Parça
 

Forumdan daha fazla yararlanmak için giriş yapın yada üye olun!

Forumdan daha fazla yararlanmak için giriş yapın veya kayıt olun!

Kayıt ol

Forumda bir hesap oluşturmak tamamen ücretsizdir.

Şimdi kayıt ol
Giriş yap

Eğer bir hesabınız var ise lütfen giriş yapın

Giriş yap

Tema düzenleyici

Tema özelletirmeleri

Grafik arka planlar

Granit arka planlar