AKY
MirayWeb Coder's
The Witcher 3 denildiğinde çoğu oyuncunun aklına yalnızca canavar avı değil, Geraltın karmaşık aşk hayatı da gelir. Ancak CD Projekt Redin ortak CEOsu Adam Badowskinin anlattıklarına göre bu ikonik aşk seçimi, oyunun başlangıç planlarında hiç yokmuş. Ekibin uzun süre romantik çatışma içermeyen bir hikâyeyle ilerlemesi, sonunda bir şeylerin eksik geldiğini hissettirmiş. Tam da o sırada Geralt, Triss ve Yennefer arasında bir tercih yapmalı fikri ortaya atılmış ve yapım sürecinin sonlarına doğru oyuna eklenmiş.
Badowski, ilk oyundaki kart toplayarak ilişki yaşama sisteminin artık çocukça geldiğini ve The Witcher 3te daha duygusal, daha olgun bir yaklaşım istediklerini söylüyor. Fakat başlangıçta Yenneferın ani gelişiyle Trisse karşı yaratılan duygusal çatışma oyunda yokmuş. Geliştirici ekip, Geraltın Ciri ile olan yolculuğunun güçlü bir hikâye taşıdığını kabul etse de kişisel çatışmanın eksik olduğunu hissedince çözüm arayışına girmiş.
TrissYennefer seçimi önerildiğinde ekip işte eksik olan buymuş diyerek kararı hemen benimsemiş. Badowski, bu fikrin oldukça geç bir aşamada oyuna dahil edildiğini ama doğru karar olduğunu düşünüyor. Sonuç olarak The Witcher 3, RPG tarihinin en iyi işlenmiş romantik kurgularından biri ve oyuncular hâlâ bu seçimi tartışmaya devam ediyor.
Oyunun romantik tercihleri, yalnızca oyuncunun kararını değil, Geraltın olgunlaşan karakter yolculuğunu da güçlendiriyor. Özellikle Yenneferın kitaplardaki konumu düşünüldüğünde, onun geri dönüşü sadece aşk üçgeni yaratmakla kalmadı; Geraltın geçmişiyle yüzleşmesinin de anahtarı oldu. Triss tarafını seçenler ise yine doğal ve anlamlı bir alternatifle karşı karşıya kaldı, bu da her iki hikâyeyi de oyuncular için değerli kıldı.
Badowski bu konuda son noktayı oldukça net koyuyor: Kendi tercihi her zaman Yennefer. Ancak The Witcher 3ün bir başka başarısı da, oyuncuya hangi yolu seçerse seçsin tatmin edici bir duygusal sonuç sunabilmesi. Bu nedenle serinin aşk seçimi, oyun dünyasında hâlâ tam kıvamında bir örnek olarak anılmaya devam ediyor.
The Witcher 3 Aşk Üçgeni Nasıl Ortaya Çıktı?
Badowski, ilk oyundaki kart toplayarak ilişki yaşama sisteminin artık çocukça geldiğini ve The Witcher 3te daha duygusal, daha olgun bir yaklaşım istediklerini söylüyor. Fakat başlangıçta Yenneferın ani gelişiyle Trisse karşı yaratılan duygusal çatışma oyunda yokmuş. Geliştirici ekip, Geraltın Ciri ile olan yolculuğunun güçlü bir hikâye taşıdığını kabul etse de kişisel çatışmanın eksik olduğunu hissedince çözüm arayışına girmiş.
TrissYennefer seçimi önerildiğinde ekip işte eksik olan buymuş diyerek kararı hemen benimsemiş. Badowski, bu fikrin oldukça geç bir aşamada oyuna dahil edildiğini ama doğru karar olduğunu düşünüyor. Sonuç olarak The Witcher 3, RPG tarihinin en iyi işlenmiş romantik kurgularından biri ve oyuncular hâlâ bu seçimi tartışmaya devam ediyor.
Oyunun romantik tercihleri, yalnızca oyuncunun kararını değil, Geraltın olgunlaşan karakter yolculuğunu da güçlendiriyor. Özellikle Yenneferın kitaplardaki konumu düşünüldüğünde, onun geri dönüşü sadece aşk üçgeni yaratmakla kalmadı; Geraltın geçmişiyle yüzleşmesinin de anahtarı oldu. Triss tarafını seçenler ise yine doğal ve anlamlı bir alternatifle karşı karşıya kaldı, bu da her iki hikâyeyi de oyuncular için değerli kıldı.
Badowski bu konuda son noktayı oldukça net koyuyor: Kendi tercihi her zaman Yennefer. Ancak The Witcher 3ün bir başka başarısı da, oyuncuya hangi yolu seçerse seçsin tatmin edici bir duygusal sonuç sunabilmesi. Bu nedenle serinin aşk seçimi, oyun dünyasında hâlâ tam kıvamında bir örnek olarak anılmaya devam ediyor.