AKY
MirayWeb Coder's
1992 yılında kurulan 10 kadar üniversite ve tıp fakültesinden Pamukkale üniversitesine Denizli’li olmaktan sebep 1993 yılında müracaat ettim. Aynı yıl kabul edilmekle birlikte kadroya atanmam mecburi hizmetimin bitmesini beklemekten bir yıl sürdü. Ama bu tarihten itibaren üniversitem adına her türlü gelişmenin içinde oldum. Geçtiğimiz Çarşamba kaybettiğimiz Prof Dr Volkan Yaylalı anısına bana dokunan taraflarını paylaşmak isterim.
Hacettepe Üniversitesinden yeni uzman Dr Volkan Yaylalı, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesinden Pamukkale Üniversitesine, kurucu rektör olarak atanan hemşerimiz Arif Akşit’in çağrısına uyunca, Volkan’ın çağrısıyla Cem Yıldırım, Levent Tuncay, Tuncer Süzer, Cüneyt Orhan Kara, İlknur Kaleli ve Mustafa Yılmaz gibi arkadaşlarına, yani diğer Hacettepelilere de yol açılmış oluyor. İyi ki de öyle oluyor, bu çekirdek kadro sıfırdan kuruluşuna, kuruluşundan bu güne Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hastanesinin Ege’de bir bölge hastanesi olmasının harcını, tuğlasını koyuyor, yolunu döşüyor, sağlam bir kaleye dönüştürüyorlar.
[article id="12200" color="bg-primary"][/article]
O zamanlar mecburi hizmet yükümlülüğü, bir başka ifadeyle doğu illeri görevi olması gerektiği halde, Prof Arif Akşit hoca marifetiyle kuralar Pamukkale Üniversitesine çekiliyor ve ekip halinde birer yardımcı doçent olarak göreve başlıyorlar. Böylesi bir ekibe Dr Volkan Yaylalı’nın başhekimliği yakışırdı ki, öyle de oluyor. Volkan o görevi bi hakkın yerine getiriyor. Önceleri, borçlu olduğu kurumların ve tefecilerin kıskacında bir bina olan Hayat Hastanesinde kiracı olarak hizmet verilirken daha sonra bu bina kamulaştırılarak çok önemli bir kazanım elde ediliyor.
Ekip teker teker bilgi ve görgü artırmak üzere başta ABD olmak üzere yurtdışındaki kliniklerin yolunu tutunca, Volkan’da bir süreliğine hastaneden ayrılıyor ve idarecilik görevi sonlanıyor. O’nu yurtdışından geri dönüşünden itibaren kendi alanı olan göz hekimliğinde Türkiye ve Dünyayı anlık takip eden ve tanı tedavi hizmetlerini Denizli’ye taşıyan bir ekibin baş aktörü olarak görüyoruz. Dönem arkadaşı Prof Cem Yıldırım’la birlikte, Prof Serap Özden koordinatörlüğünde kliniğe sahip çıkma ve geliştirme çabaları çok güzel neticelere ulaşıyor.
[article id="12167" color="bg-primary"][/article]
Hayalleri Hayat hastanesinin içine sığamayan Göz Kliniği’ne, İşletme Müdürü olarak müstakil bir binayı kiralama sorumluluğunu alırken, kuşkusuz Volkan Yaylalı-Cem Yıldırım ikilisinin başarılı olacağına olan inancımız bizi rahatlatıyordu.
Doçentlik ve profesörlük aşamalarını başarıyla kat eden Volkan, akademik hayatı çok sevmesine rağmen kendi işinin patronu olmakla, kamuda kalmak arasında bir tercihte bulunmak durumunda kalınca, kendi işinin patronu olmayı tercih etti. Hemen her hekimin tercih edeceği ve fakat başarılı olma konusunda tereddüt yaşayacağı özel hastanecilikteki başarısı imrenilecek seviyede olmuştur. Bugün itibariyle kendisi aramızdan ayrılmıştır ama geride eseri kalmıştır ve daha binlerce hastaya ışık olacaktır. Bu haliyle amel defteri açıktır diyebiliriz.
[article id="12175" color="bg-primary"][/article]
Bizler kurucu ekip olarak bu üniversiteye çok şey verdik ama üniversite de bizim birer yardımcı doçentlikten, doçent ve nihayet profesör olmamızı sağladı. Bakmayın siz şimdilerde kolayından, handiyse sınavsız verilen akademik payelere, bizlerin akademik yükselme telaşında olduğu yıllarda bir üniversite adresiniz yoksa zordu bu işler. Volkan kendisine katkısı olduğuna inandığı üniversitesine destekte bulunarak vefa göstermeyi de ihmal etmedi. Tıp fakültesindeki dersliklerden birini donattı ki bu amfiye onun adı verildi. Her ders vermeye gittiğimizde bir hayır duamız olacaktır inşallah…
Volkan insan olarak kendine güvenen, zeki, esprili, muzip, hayattan ne istediğin bilen bir kişilikti. Yakın ve uzak çevresisin onun yokluğuna alışması zor olacak. Başta mesai arkadaşımız eşi Olga yaylalı olmak üzere tüm sevenlerine sabırlar dilerim. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
Hacettepe Üniversitesinden yeni uzman Dr Volkan Yaylalı, Eskişehir Osman Gazi Üniversitesinden Pamukkale Üniversitesine, kurucu rektör olarak atanan hemşerimiz Arif Akşit’in çağrısına uyunca, Volkan’ın çağrısıyla Cem Yıldırım, Levent Tuncay, Tuncer Süzer, Cüneyt Orhan Kara, İlknur Kaleli ve Mustafa Yılmaz gibi arkadaşlarına, yani diğer Hacettepelilere de yol açılmış oluyor. İyi ki de öyle oluyor, bu çekirdek kadro sıfırdan kuruluşuna, kuruluşundan bu güne Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hastanesinin Ege’de bir bölge hastanesi olmasının harcını, tuğlasını koyuyor, yolunu döşüyor, sağlam bir kaleye dönüştürüyorlar.
[article id="12200" color="bg-primary"][/article]
O zamanlar mecburi hizmet yükümlülüğü, bir başka ifadeyle doğu illeri görevi olması gerektiği halde, Prof Arif Akşit hoca marifetiyle kuralar Pamukkale Üniversitesine çekiliyor ve ekip halinde birer yardımcı doçent olarak göreve başlıyorlar. Böylesi bir ekibe Dr Volkan Yaylalı’nın başhekimliği yakışırdı ki, öyle de oluyor. Volkan o görevi bi hakkın yerine getiriyor. Önceleri, borçlu olduğu kurumların ve tefecilerin kıskacında bir bina olan Hayat Hastanesinde kiracı olarak hizmet verilirken daha sonra bu bina kamulaştırılarak çok önemli bir kazanım elde ediliyor.
Ekip teker teker bilgi ve görgü artırmak üzere başta ABD olmak üzere yurtdışındaki kliniklerin yolunu tutunca, Volkan’da bir süreliğine hastaneden ayrılıyor ve idarecilik görevi sonlanıyor. O’nu yurtdışından geri dönüşünden itibaren kendi alanı olan göz hekimliğinde Türkiye ve Dünyayı anlık takip eden ve tanı tedavi hizmetlerini Denizli’ye taşıyan bir ekibin baş aktörü olarak görüyoruz. Dönem arkadaşı Prof Cem Yıldırım’la birlikte, Prof Serap Özden koordinatörlüğünde kliniğe sahip çıkma ve geliştirme çabaları çok güzel neticelere ulaşıyor.
[article id="12167" color="bg-primary"][/article]
Hayalleri Hayat hastanesinin içine sığamayan Göz Kliniği’ne, İşletme Müdürü olarak müstakil bir binayı kiralama sorumluluğunu alırken, kuşkusuz Volkan Yaylalı-Cem Yıldırım ikilisinin başarılı olacağına olan inancımız bizi rahatlatıyordu.
Doçentlik ve profesörlük aşamalarını başarıyla kat eden Volkan, akademik hayatı çok sevmesine rağmen kendi işinin patronu olmakla, kamuda kalmak arasında bir tercihte bulunmak durumunda kalınca, kendi işinin patronu olmayı tercih etti. Hemen her hekimin tercih edeceği ve fakat başarılı olma konusunda tereddüt yaşayacağı özel hastanecilikteki başarısı imrenilecek seviyede olmuştur. Bugün itibariyle kendisi aramızdan ayrılmıştır ama geride eseri kalmıştır ve daha binlerce hastaya ışık olacaktır. Bu haliyle amel defteri açıktır diyebiliriz.
[article id="12175" color="bg-primary"][/article]
Bizler kurucu ekip olarak bu üniversiteye çok şey verdik ama üniversite de bizim birer yardımcı doçentlikten, doçent ve nihayet profesör olmamızı sağladı. Bakmayın siz şimdilerde kolayından, handiyse sınavsız verilen akademik payelere, bizlerin akademik yükselme telaşında olduğu yıllarda bir üniversite adresiniz yoksa zordu bu işler. Volkan kendisine katkısı olduğuna inandığı üniversitesine destekte bulunarak vefa göstermeyi de ihmal etmedi. Tıp fakültesindeki dersliklerden birini donattı ki bu amfiye onun adı verildi. Her ders vermeye gittiğimizde bir hayır duamız olacaktır inşallah…
Volkan insan olarak kendine güvenen, zeki, esprili, muzip, hayattan ne istediğin bilen bir kişilikti. Yakın ve uzak çevresisin onun yokluğuna alışması zor olacak. Başta mesai arkadaşımız eşi Olga yaylalı olmak üzere tüm sevenlerine sabırlar dilerim. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
Arif Yedek Parça